Bronz olmak ve popülerlik
Güneşin zararlı etkilerinden korunmanın yanında beyaz tenle fark yaratmak şimdilerde oldukça popüler bir hal aldı.
Güneşin sadece zararlarından bahsetmek elbette doğru değil. Dr. Ayfer Aydın, “Zararlı etkilerinin yanı sıra güneş bizlere yaşam enerjisi verir. D vitamini sentezlenmesinde ve hatta bazı deri hastalıklarının tedavisinde biraz güneşlenmenin faydası vardır. Yanacak kadar değil ama biraz güneşlenmek sedef hastalığı, sivilce gibi bazı deri hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Ancak bu, bronzlaşmak için saatlerce güneşin altında kalmak anlamına gelmemelidir. Bizim için gerekli olan güneşi biz zaten gün içinde yeterince almaktayız. Dolayısıyla hiç güneşlenmemek değil, güneşin çok dik geldiği saat 11:00-16:00 arası güneşten uzak kalmak ve en az SPF 30+ güneş koruyucu kullanmak çok faydalıdır” diyor.
Bronzlaşmak, vücudun savunma mekanizmasıdır…
Vazgeçemediğimiz bronz ten, aslında vücudun yaptığı bir savunma mekanizması. Güneşin zararlı etkilerinden hücreleri korumak için; melanositler (derimize rengini veren pigment hücreleri) hücrelerin etrafında dizilerek ona adeta bir şemsiye görevi görerek çoğalıyor, biz de böylece bronzlaşıyoruz. Uzun yıllar güneşlenmek, kalıcı hasarlara sebep oluyor. “Yılların hasarı ile bu bronzlaşma kalıcı hale gelir ve güneşi dik gören yüzde, sırtta, göğüs V bölgesinde, kol dış yüzlerinde sık gördüğümüz lekeler oluşur. Hücreleri korumak için bu kalıcı lekeler bile yetmediğinde deri kendini kalınlaştırarak hücreleri koruma görevini üstlenir ki; ortaya çıkan kalın ve kahverengi lezyonlar kanser öncülüdür. Dolayısıyla özellikle biz hanımların bronz tenin çekiciliğinden vazgeçmesinde artık fayda var” diyor Dr. Aydın.
Beyaz kal, genç kal!
Güneşlenmemenin uzun vadede size neler katacağını biliyor musunuz? Cevap oldukça etkileyici; deri kanseri riskiniz düşüyor, vücudunuzda istenmeyen leke sayısı yok denecek kadar az oluyor ve en önemlisi yaşıtlarınıza oranla çok daha genç ve diri kalıyorsunuz.
Beyaz kalmayı tercih eden ünlüler >>>>>
Ünlülerimiz bembeyaz bir tenle de ne kadar çekici olunabileceğini kanıtlıyor….
Demet Şener
“Cildimin yaşlanmasını istemiyorum”
Ben çok uzun zamandır güneşlenmiyorum. Güneşe sabah 10:00-11:00 arası ile akşam 17:00′den sonra çıkıyorum. Güneş ışınlarının cilde çok fazla zarar verdiğini biliyorum; bu yüzden yüksek korumalı ürünler tercih ediyorum. Cildimin yaşlanmaması ve bozulmaması için güneşlenmekten kaçınıyorum. Alerjik bir yapıya da sahip olduğum için cildimde kaşınma ve kızarıklık sorunları yaratmaktan kaçınıyorum.
Elif Ece Uzun
“Güzellik için güneşlenmeye gerek yok”
Özellikle güneşin yoğun olduğu saatlerde güneşe çıkmak çok saçma geliyor bana. Oldukça beyaz bir tene sahibim ve onu korumaya özen gösteriyorum. Güzellik için saatlerce güneşin altında kalmaya gerek yok. Şu an 26 yaşındayım ve solaryuma giren, güneşlenen insanlara göre çok daha taze, çok daha canlı ve kırışıklığı olmayan bir cildim var. Sadece güzellik İçin de bakmamak gerek. Güneş yaşlandırıyor, kanser olma riskini artırıyor. Bronzlaşmak, şimdi güzel gelebilir birçok insana ama daha sonraki zamanlarda çok fazla sorunla karşılaşabilirler.
Nefise Karatay
“Güneşin altında yatmakla intihar aynı gibi”
Ben hiç güneşlenmeyenlerdenim. Çok yüksek faktörde koruyucu içeren ürünleri de kullanmamaya gayret ediyorum. Tamamen doğal ürünleri tercih ediyorum. Bu konuda çok araştırma yaptım. Güneşin altında yatmakla intihar aynı anlama geliyor bence. Tenimin bir koyu tonunu gölgede kalarak da yakalayabiliyorum. Ama güneşin altında yatıp da güneşlenmek, bebe yağı türü şeyler kullanmak bana çok korkunç geliyor.
94 views