<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bayanlar.Biz - Bayanlara Özel Yaşam Stili</title>
	<atom:link href="http://www.bayanlar.biz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bayanlar.biz</link>
	<description>Bayanlar.Biz - Bayanlara Özel Yaşam Stili</description>
	<lastBuildDate>Sun, 18 Mar 2012 20:58:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Tırnak Batması Durumunda Yapılası Gerekler</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/tirnak-batmasi-durumunda-yapilasi-gerekler/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/tirnak-batmasi-durumunda-yapilasi-gerekler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 20:57:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tirnak batmasi]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak batması nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak batması nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak batması sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak battığı zaman ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak neden batar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36716</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar tırnak batması hakkında bilgilerimi paylaşıyorum. Ayak tırnağının batmasının çeşitli sebepleri olabilir. Tırnağı yanlış kesmek tırnak batmasına neden olabilir. Tırnak Batması Nedenleri Tırnak batmasının en sık nedenleri tırnakların yanlış kesilmesi ve ayak yapısına uygun olmayan dar ayakkabı kullanımıdır. Bunun dışında genetik yatkınlık, fazla kilolar, gebelik, darbeler, aşırı ayak terlemesi gibi pek çok nedenle tırnak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar tırnak batması hakkında bilgilerimi paylaşıyorum.<span id="more-36716"></span><div class="more"></div></p>
<p>Ayak tırnağının batmasının çeşitli sebepleri olabilir. Tırnağı yanlış kesmek tırnak batmasına neden olabilir.<br />
<strong>Tırnak Batması Nedenleri</strong><br />
Tırnak batmasının en sık nedenleri tırnakların yanlış kesilmesi ve ayak yapısına uygun olmayan dar ayakkabı kullanımıdır. Bunun dışında genetik yatkınlık, fazla kilolar, gebelik, darbeler, aşırı ayak terlemesi gibi pek çok nedenle tırnak batması gelişebilir. Ayrıca tırnakların aşırı kavisli ya da ince olması da tırnak batmasını kolaylaştırır.</p>
<p><strong>Kimlerde ve Hangi Yaşlarda Görülür?</strong><br />
Her yaşta görülebilmekle birlikte en sık gençlerde ve ayak baş parmak tırnaklarında izlenir. Tırnak Batmasının Belirtileri Şiddetli ağrı, Tırnak çevresindeki deride, kızarıklık, şişlik ve akıntıdır.</p>
<p><strong>Tırnak Batması Tedavisi</strong><br />
Tırnak batmasının tedavisinde uygulanacak yöntem batığın şiddetine, evresine göre değişir. Erken evrede tırnak yan kısımlarında ağrı veya ağrı ile birlikte çevredeki deride kızarıklık ve hafif şişlik görülür. Bu evrede tırnağın batık kısmının altına bir parça pamuk konulması yeterlidir. Bu pamuk parçası tırnak ile deri arasında boş bir alan oluşturarak tırnağın ete batmadan uzamasını sağlar.</p>
<p><strong>Şiddetli Tırnak Batması Durumunda Ne yapılır? Nasıl tedavi edilir?</strong><br />
Hafif tırnak batması tedavi edilmediğinde tırnağı çevreleyen derideki şişlik artar, ağrılı ve kolay kanayan bir doku oluşur. Bu ileri evrede tırnak batması cerrahi yöntemlerle tedavi edilir. En sık uygulanan yöntem olan matrisektomi yönteminde tırnağın batan kısmı ile birlikte tırnak kökü de çıkarılır ve bu bölümler dikiş atılarak kapatılır. Etkili bir uygulama olmakla birlikte ağrılı ve iyileşme süresi oldukça uzundur.</p>
<p>Son yıllarda ise şiddetli tırnak batıkları fenolizasyon yöntemi olarak adlandırılan yeni bir uygulama ile tedavi edilmektedir. Bu uygulamada tırnağın batan kısmı çıkarıldıktan sonra tırnak kökünün batan tarafına ve tırnak yatağına fenol adı verilen özel bir solüsyon sürülür. Fenol, tırnak kökü ve tırnak yatağını kimyasal olarak tahrip eder. Böylece bu taraftan tırnak çıkmayacağı için tırnak batması kalıcı olarak engellenmiş olur. Bu işlem sırasında kanama olmaz ve dikiş atılmasına da gerek yoktur. Genellikle ağrısızdır ve uygulamadan sonra 2-3 gün içinde ayakkabı giymek mümkündür. Uygulanması kolay olan bu yöntemin etkinliği çok yüksek ve tekrar etme olasılığı da yok denecek kadar azdır.</p>
<p><strong>Tırnak Batmasını Önlemek İçin:</strong><br />
- Tırnak batmasına engel olmak için yapılması gereken ilk ve en önemli şey tırnakların doğru kesilmesidir.<br />
- Tırnaklar düz kesilmeli ve hafif törpülenmelidir.<br />
- Çok kısa kesilmiş tırnaklar da kolay batar. Bu nedenle çok kısa kesilmemelidir.<br />
- Ayrıca çok dar ve sivri burunlu ayakkabılar giyilmemelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/tirnak-batmasi-durumunda-yapilasi-gerekler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınları Utandıran Sorular</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/kadinlari-utandiran-sorular/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/kadinlari-utandiran-sorular/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 20:43:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bazen cinsel ilişki sonrasında canım çok yanıyor neden]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel ilişkiden sonra genital bölgenin temizlenmesi hamileliği önler mi]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik soruları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınları utandıran sorular]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları utandıran sorulardan nasıl kaçılır]]></category>
		<category><![CDATA[Orgazm olduğumu nasıl anlayacağım]]></category>
		<category><![CDATA[Regl döneminde cinsel ilişkiye girmenin zararları var mı]]></category>
		<category><![CDATA[Üst üste orgazm olabilir miyim]]></category>
		<category><![CDATA[utandıran sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Vajina temizliğinde özel ürünler kullanmak şart mı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36715</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar bu sorular karşısında çok utanıyoruz fakat yinede sorular dan kaçamıyoruz. Kadınların, belki küçük yaşlardan itibaren &#8216;ayıp&#8217; olduğu söylendiği için, belki de gerçeklerle yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sormaya korktukları soruların cevaplarını almak aslında zor değil. Orgazm olduğumu nasıl anlayacağım? Bu soru, kadınların sormaya korktuğu soruların başında geliyor. Etraflarındaki diğer kadınlardan sürekli orgazm hikayeleri duyan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar bu sorular karşısında çok utanıyoruz fakat yinede sorular dan kaçamıyoruz.<span id="more-36715"></span><div class="more"></div></p>
<p>Kadınların, belki küçük yaşlardan itibaren &#8216;ayıp&#8217; olduğu söylendiği için, belki de gerçeklerle yüzleşmeye cesaretleri olmadığı için sormaya korktukları soruların cevaplarını almak aslında zor değil.</p>
<p><strong>Orgazm olduğumu nasıl anlayacağım?</strong><br />
Bu soru, kadınların sormaya korktuğu soruların başında geliyor. Etraflarındaki diğer kadınlardan sürekli orgazm hikayeleri duyan kadınlar, kendilerinden şüphe etmeye ve bir sorunları olduğunu düşünmeye başlıyor. Oysa ilk olarak şunu kabul etmek gerekiyor; orgazm hemen olan bir şey değil. Uzmanlara göre orgazmı öğrenmek için belirli bir zaman gerekiyor, çünkü orgazm öğrenilen bir refleks olarak kabul ediliyor. Özellikle kadınlarda klitoris sinir yapısı bakımından çok zengin. Fakat her kadın her cinsel birleşmede orgazma ulaşamayabiliyor. Kadınlarda orgazm, klitorisin ya da diğer duyarlı bölgelerdeki basıncın, vücut gerilimini artırıp vajina, uteris ve rektumda kasılmalar yaratması, bu kasılmalar sırasında kalp ve kan basıncını artırmasıyla oluşuyor. Orgazmın süresi gibi şiddeti de kişiden kişiye değişiyor. Aslında kadınların orgazm olup olmadığını anlamaması gibi bir durum çok da söz konusu değil, çünkü bir kadın vücudundaki bu değişimleri kolayca anlayabiliyor.</p>
<p><strong>Cinsel ilişkiden sonra genital bölgenin temizlenmesi hamileliği önler mi?</strong><br />
Cinsel ilişkiden sonra genital bölgeyi temizlemek hamileliği önlemiyor, çünkü spermler hızlı bir şekilde içeri giriyor ve gebeliği başlatabiliyor. Genital bölgenin dış kısmına boşalma olursa spermler temizlenerek gebelik ihtimali azaltılmış oluyor. Fakat buna da fazla güvenmemek gerekiyor, çünkü spermler uzun süre etkisini kaybetmeden yaşayabiliyor.</p>
<p><strong>Bazen cinsel ilişki sonrasında canım çok yanıyor, neden?</strong><br />
Vajinal sıvının yeterli olmadığı durumlarda cinsel ilişki sonrasında acı duyulabiliyor. Bu ağrılar genelde bir şey ifade etmiyor ama ağrı sürekli hale geldiyse ve her birleşme sırasında tekrarlanıyorsa, mutlaka doktora görünmek gerekiyor. Çünkü bu tip ağrılar vajinal kistlerin ve yaraların habercisi olabiliyor.</p>
<p><strong>Üst üste orgazm olabilir miyim?</strong><br />
Kadınlar erkeklere göre daha yavaş ve zor uyarılıyor. Fakat kadınların en büyük şansı üst üste orgazm yaşayabilmeleri oluyor. Kadının boşalması daha uzun sürüyor ve ard arda cinsel ilişkiye girebiliyor. Bu nedenle orgazmın da üst üste yaşanması mümkün olabiliyor.</p>
<p><strong>Regl döneminde cinsel ilişkiye girmenin zararları var mı?</strong><br />
Bazı uzmanlar zararlı olduğunu savunurken bazıları da regl döneminde cinsel ilişkiye girilebileceğini belirtiyor. Vajina regl döneminde enfeksiyonlara daha açık oluyor, bu nedenle de temizliğe ve korunmaya daha da dikkat etmek gerekiyor. Fakat bazı kadınlar bu dönemde istekli olabiliyor ve eşleri de bundan rahatsız olmuyorsa birlikte olmalarında çok da büyük bir sakınca bulunmuyor.</p>
<p><strong>Vajina temizliğinde özel ürünler kullanmak şart mı?</strong><br />
Kadınlar vajina temizliği hakkında özellikle son yıllarda çıkan temizleme jelleri, kremleri, mendilleri hatta spreyleri konusunda kararsız kalıyor. Aslında uzmanların bir kısmı bu ürünlerin kullanılması gerektiğini söylerken bir kısmı da kullanılmamasını savunuyor. Kısacası uzmanlar da bu konuda bir fikir birliğine varmış değil. Fakat bilinen bir gerçek var ki, o da vajina bölgesinin kendine ait bir florası var ve bu floranın dışarıdan uygulanan maddelerle bozulması bakterilere karşı zayıf kalmasına neden oluyor. Vajinanın içinde asidik bir ortam bulunuyor ve sabun, jel gibi ürünlerin asidik ortamı bozma ihtimali bulunuyor. Vajinayı sabunla yıkamak, yanma hissine neden olabileceği gibi bu bölgedeki iyi huylu bakterilerin ve vücut savunma elemanlarının yok olmasına neden olabiliyor. Bu da ciddi enfeksiyonlara yol açıyor. Vajina için üretilen temizleme sıvılarını vajinanın içine doğru değil sadece dış genital bölge üzerinde kullanılmasına dikkat etmek gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/kadinlari-utandiran-sorular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>El Titremesi Neden Oluşur Ne İfade Eder</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/el-titremesi-neden-olusur-ne-ifade-eder/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/el-titremesi-neden-olusur-ne-ifade-eder/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 20:32:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi bir hastalık mı]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi için ne yapmalı]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[El titremesi nedeni neler dir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36714</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar ellerinizin titremesini ciddiye alın hastalıklarım habercisi olabilir dikkatli olun. El titremesinin bazı hastalıkların işareti olabileceğini belirten nöroloji uzmanları uyardı: &#8220;Elleriniz titriyorsa vakit kaybetmeden doktora gidin&#8221; Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, genç yaşlarda görülen el titremesinin bazı hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Yrd. Doç. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar ellerinizin titremesini ciddiye alın hastalıklarım habercisi olabilir dikkatli olun.<span id="more-36714"></span><div class="more"></div></p>
<p>El titremesinin bazı hastalıkların işareti olabileceğini belirten nöroloji uzmanları uyardı: &#8220;Elleriniz titriyorsa vakit kaybetmeden doktora gidin&#8221;</p>
<p>Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Çağdaş Erdoğan, genç yaşlarda görülen el titremesinin bazı hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi.</p>
<p>Yrd. Doç. Dr. Erdoğan, son yıllarda el titremesi şikâyetiyle çok sayıda hastanın kendilerine başvurduğunu belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;İleride sıkıntı yaratabilecek bazı hastalıklar elde titremeyle başlayabiliyor. Örneğin Parkinson hastaları genellikle diğer bulguların farkına varmayıp eldeki titreme yakınmasıyla bize başvurabiliyor. Bu tarz hastalarda genellikle istirahat ederken belirgin olan bir titreme söz konusudur. Bazen de guatr sorunları olan veya kullandığı çeşitli ilaçlara bağlı titreme yaşayan hastalarımız oluyor. Yine çok önemli olmayan ama hastanın günlük hayatını etkileyebilen hastalıklar var. Bir şeye uzandığında veya tuttuğunda elleri titreyen hastalar gibi. Günlük hayatı etkileyebildiği için bazen bu hastalar sosyal hayattan kendilerini soyutlayabiliyor, insan içine çıkmıyor, çünkü titreme giderek artıyor, hastanın yaşamını çekilmez hale getirebiliyor.&#8221;</p>
<p><strong>TİTREMENİN KARAKTERİ ÖNEMLİ</strong><br />
Genç yaşlarda görülen titremenin nedeninin heyecan, stres veya sıkıntı olabildiğini ifade eden Erdoğan, &#8221;El titremesi birçok hastalığın habercisidir. Bu nedenle çok önemsenmelidir. Gençlerdeki el titremeleri guatr, vitamin eksikliği ve ailesel bazı tip hastalıkların da belirtisidir. Ellerde titreme varsa mutlaka bir hekim görüşüne başvurulmalı. Titremenin karakteri çok önemli. Hastanın günlük hayatını etkileyen ancak masum bir titreme olabileceği gibi ilerleyici bir hastalığın belirtisi de olabilir&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/el-titremesi-neden-olusur-ne-ifade-eder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meyve suları hakkında bilmemiz gerekenler</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/meyve-sulari-hakkinda-bilmemiz-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/meyve-sulari-hakkinda-bilmemiz-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 20:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve suları]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suları faydalımı]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suları gerçek mi]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suları hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suları nasıl yapılır]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suları vitaminli mi]]></category>
		<category><![CDATA[meyve suları zararlı mı]]></category>
		<category><![CDATA[meyve suyu]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suyu faydalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suyu gerçek meyve suyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suyu hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Meyve suyu vitaminli mi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36713</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar meyve suları hakkında bunları biliyor muydunuz. Meyve sularının sağlıklı beslenmede özel bir yeri olduğunu söyleyen Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, &#8220;Sofranızdan meyve suyunu eksik etmeyin&#8221; dedi. Hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı bir yaşam için güçlü bir bağışıklık sistemi gerektiğini belirten uzmanlar, güçlü bir bağışıklık sistemi için de bol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar meyve suları hakkında bunları biliyor muydunuz.<span id="more-36713"></span><div class="more"></div></p>
<p>Meyve sularının sağlıklı beslenmede özel bir yeri olduğunu söyleyen Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç, &#8220;Sofranızdan meyve suyunu eksik etmeyin&#8221; dedi.</p>
<p>Hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı bir yaşam için güçlü bir bağışıklık sistemi gerektiğini belirten uzmanlar, güçlü bir bağışıklık sistemi için de bol bol vitamin, antioksidan ve mineral açısından güçlü meyve sularının tüketilmesini öneriyor.</p>
<p>Meyve sularının sağlıklı bir diyette özel bir yeri olduğunu kaydeden Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Neriman İnanç meyve sularının özelliklerini ve sağlığa yararlarını anlattı.</p>
<p><strong>Portakal Suyu:</strong> Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor. Potasyum, folat, B1, B2, B6 vitaminleri ve çeşitli mineralleri içeren portakal suyunun, kanser hücrelerinin gelişimini önlediği ve kılcal damarları güçlendirdiği biliniyor.</p>
<p><strong>Kayısı Suyu: </strong>Bir bardak kayısı suyu günlük A vitamini gereksiniminin 1/3&#8242;ünü karşılayacak değere sahip. Kayısıda bulunan diyet posası sadece kabızlık değil, irritabl kolon sendromu, apandisit, hemoroid, diş hastalıkları, şişmanlık, şeker hastalığı, kalp hastalıkları ve kolon kanseri gibi hastalıkların oluşum riskini azaltıyor, bağırsakların düzenli çalışmasını sağlıyor.</p>
<p><strong>Üzüm Suyu:</strong> Üzüm suyu A, B ve C vitaminlerinden zengin olmasının yanı sıra bol miktarda potasyum ve demir içeriyor. Güçlü antioksidan özelliği sayesinde vücutta oluşan serbest radikallerle savaşarak, hücrelerdeki yıpranmışlığı azaltıyor ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Şeftali Suyu:</strong> Şeftali suyu A ve C vitaminin yanında güçlü bir antioksidan ve A vitamini aktivitesi gösteren beta karoten bakımından zengin bir içecektir. İçerdiği diyet lifleri ve antioksidan maddeler, kalp damar sağlığının korunmasında ve kanserden korunmada etkili.</p>
<p><strong>Nar Suyu:</strong> Kolesterol ve şekeri dengeleyerek kalp sağlığını koruyan nar suyu kanser hücrelerinin gelişmesini de engelliyor. Ayrıca bağırsak parazitlerini de düşürmede etkilidir.</p>
<p><strong>Vişne Suyu:</strong> Ateşli hastalıklara karşı güçlü bir silah olan vişnede A vitamini ve potasyum bulunur. Kandaki asitleşmeyi de temizleyen vişne suyu mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını da sağlar.</p>
<p><strong>Elma Suyu:</strong> Elma bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan B3 ve E vitamini ve potasyum içeriyor. Kan şekerini kontrol altında tutan elma suyu baş ağrısına da iyi geliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/meyve-sulari-hakkinda-bilmemiz-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Limon Her Derde Deva Şifa Küpü</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/limon-her-derde-deva-sifa-kupu/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/limon-her-derde-deva-sifa-kupu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 20:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Limon]]></category>
		<category><![CDATA[Limon dan yapılı ilaçlar]]></category>
		<category><![CDATA[Limon faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[Limon faydalımıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Limon nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[Limon neden ekşi dir]]></category>
		<category><![CDATA[Limon neden var]]></category>
		<category><![CDATA[Limon zararlımıdır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36712</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar bildiğimiz limonun bilmediğimiz binbir faydası var. Yemeklerde, salatalarda, çayda hatta maskelerde bile kullanılan limon insan sağlığına olan faydasıyla bir nevi ilaç gibi. Ortaçağ kaşifleri, tarih içinde sürekli büyüyen bir şekilde, iskorbüt hastalığından korunmak için limondan faydalandı. Viktorya döneminde yaşayanlar ise bir statü sembolü olarak evlerinde yetiştirdi&#8230; Bu Sarı meyveler aynı zamanda eski insanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar bildiğimiz limonun bilmediğimiz binbir faydası var.<span id="more-36712"></span><div class="more"></div></p>
<p>Yemeklerde, salatalarda, çayda hatta maskelerde bile kullanılan limon insan sağlığına olan faydasıyla bir nevi ilaç gibi.<br />
Ortaçağ kaşifleri, tarih içinde sürekli büyüyen bir şekilde, iskorbüt hastalığından korunmak için limondan faydalandı. Viktorya döneminde yaşayanlar ise bir statü sembolü olarak evlerinde yetiştirdi&#8230;<br />
Bu Sarı meyveler aynı zamanda eski insanlar tarafından çeşitli zehirlere karşı bir panzehir, bir ilaç olarak ve böceklere karşı da kullanılıyordu.<br />
<strong>BOĞAZ AĞRISI</strong><br />
Balla karıştırılan limon, şurup yerine, boğaz ağrınızı kısa dönem geçirebilecek doğal bir yöntem. Bir bardak sıcak suyun içine limon suyu ve bal karıştırın ve yudumlamadan önce biraz ılınmasını bekleyin. Mayo Clinic’e göre bal boğazı sarıp yumuşatıyor, limon ise mukusları gideriyor.<br />
<strong>SİVİLCELER</strong><br />
Limonun içindeki sitrik asit akne problemlerini yenmeye yardımcı oluyor The Lemon Juice Diet’i yazan Theresa Cheung’a göre. Limon suyunu yine ballı su ile karıştırıp sorunlu bölgeye sürmeli ve durulamadan önce en az yarım saat beklenmelisiniz, her gün günde 2 kez.<br />
<strong>YORGUNLUK</strong><br />
Öğleden sonraları enerji kaybı mı hissediyorsunuz? Experimental Biology and Medicine’da yayınlanan bir çalışmaya göre, limon yağı beyin aktivitesini yükseltiyor.<br />
Yani gün içinde bileklerinize birkaç damla damlatmak ve hafifçe ovmak çok iyi gelebilir.<br />
<strong>NEZLE VE GRİPLER</strong><br />
Çaya ya da sıcak suya limon sıkmak ve onu içmek, gösterişli paketlerde satılan vitaminlerin sağlayacağı ekstra vitamin görevini görecektir. İşin numarası, doğru zamanda başlamak, Mayo Clinic’e göre hastalanacağınızı anladığınız an bu küre başlamalısınız. Öyleyse o suyun içine biraz daha bağışıklık sistemi destekleyici limon sıkın!<br />
<strong>BÖCEK ISIRIKLARI</strong><br />
Arı iğnesi ya da sivrisinek ısırığından mı muzdaripsiniz? Bir çay kaşığı balla karıştırdığınız limon yağıyla ısırığın acısını dindirebilirsiniz.<br />
<strong>GÜZELLİK</strong><br />
Tırnak lekeleri: Oje kullanan bayanların tırnakları genellikle bir süre sonra sararır, limon suyu ile ovulduğunda temiz ve taze tırnaklara kavuşmak mümkün.<br />
<strong>SERT DİRSEK VE TOPUKLAR</strong><br />
Limon suyu ve sıcak su ile ovulan dirsek ve topukları duruladıktan sonra kullanacağınız nemlendirici ile harika sonuçlar alacaksınız.<br />
<strong>KÖTÜ NEFES</strong><br />
Nefesinizin koktuğunu mu hissediyorsunuz? Ağzınızı limon suyu ile çalkalamanız dişinizdeki ve dilinizdeki bakterileri öldürecektir. Ama daha sonra ağzınızı normal su ile çalkalamayı unutmayın çünkü limondaki asit dişleriniz için<br />
<strong>ŞİŞLER</strong><br />
Ekşi limon temreye yararlıdır.<br />
<strong>HAREKET ORGANLARI</strong><br />
Onun yağı, gevşekliğe iyi gelir; eğer yağı kabuğundan ayrılırsa, felce iyi gelir ve ekşisi sinirlere zararlıdır.<br />
<strong>BAŞ ORGANLARI</strong><br />
Limon, yüz felcine iyi gelir; pişmiş limon ağız kokusunu gerçekten giderir.<br />
<strong>GÖRME</strong><br />
Ekşi Limon ile hazırlanan damlalar gözün sarılığına iyi gelir.<br />
<strong>SOLUNUM</strong><br />
Ekşi limon, sıcak (sıkıntılı) kalp çarpıntısını giderir ve meramalatı boğaz ve akciğere çok yararlıdır. Lakin ekşi limonun göğüste kötü etkisi vardır ve limonun sütü sirke ile pişirilirse ve ondan yarım şekerle (4 onz tıbbi ölçü, sıvı ölçüsü olarak 6 onz, 2 ölçü küçük kaşık) içilirse, sülük denen hayvanı öldürerek vücuttan atılmasını sağlar.<br />
<strong>BESLENME</strong><br />
Onun eti mideye zararlıdır, ekşime yapar. Marmelatı yenmelidir veya marmelatı balla birlikte yemek uygundur; bu şekilde yenirse, hazmı kolaylaştırır ancak yine de fazla yenmemelidir. Ancak, onun yaprağı mideyi ve bağırsakları kuvvetlendirir ve onun çiçekleri ve kabuğu eğer yemek pişirilirken içine katılırsa, sindirime yardımcı olur.<br />
Kabuğun kendisi pişirilmeyip, öylece yenirse, hazmedilmez. Onun kabuğunun pişmişi kusmayı önler. Onun ekşi suyu mide cidarına yararlıdır. Ekşi limon sarılığa da yararlı olur. O, safravi kusmayı önler ve açıcı etki gösterir. Limon kullanılacaksa, ondan önce ve sonra hiçbir şey yenmemesi gerekir.<br />
<strong>CİNSEL İSTEĞİ TESKİN EDER</strong><br />
Limonun etli kısmı, kulunç ağrısına sebep olur. Ekşi limon, karına kötü etki yapar; safravi ishale faydalıdır; çekirdeği (tohumu) basur memelerine yararlıdır. Onun çekirdeğinde güçlü bir müshil etkisi vardır ve ekşi öz suyu kadınlardaki aşırı cinsel isteği teskin eder.<br />
<strong>ZEHİRLEME</strong><br />
Onun çekirdeklerinden 2 dirhemi kaynamış şuruplu veya sıcak suyla kullanıldığında, bütün zehirlenmelere karşı etkilidir. Özellikle, akrep zehirlerine karşı ağız yoluyla (oral yolla) veya akrebin soktuğu yere merhem şeklinde uygulanırsa, faydası görülür.<br />
Kabuğu da aynı etkiyi gösterir. Şurup şeklinde, yılan sokmalarına karşı ağız yoluyla alınırsa yararlıdır; aynı zamanda, kabuğunun merhemi de (hayvanın soktuğu yere tatbik edilirse) yararlı olur.<br />
<strong>KULLANIMI</strong><br />
Meyve öncelikle suyu için kullanılır, eti ve kabuğu Aşçılık ve fırında pişirmede kullanılır. Limon suyu yaklaşık % 5 asittir. pH değeri 2 ila 3 arasındadır.<br />
Özellikle Çorbalarda yemeklerde salatalarda lezzeti arttırmak sindirimi kolaylaştırmak vucut direncini kazanmak için kullanılan önemli bir C vitamini kaynağıdır. Limon suyu ile haşlanan tavuk daha lezzetli olur. Limon ve misket limonu halihazırda limonata olarak sunulur, veya içeceklerde garnitür olarak, buzlu çay veya alkolsüz içeceklerde bir dilim şeklinde bardağın içinde veya kenarında kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/limon-her-derde-deva-sifa-kupu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Enerji İçeceği İçmeyelim lütfen</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/enerji-icecegi-icmeyelim-lutfen/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/enerji-icecegi-icmeyelim-lutfen/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 19:36:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği faydalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği hastalık bulaştırır mı]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği kullandıkdan sonra ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği markaları]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği neden kullanılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği sınırlı kullanılmalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji içeceği zararlı mı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36711</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar enerji içeceği sağlıklı değil lütfen kullanmayalım. Neden mi ? buyrun açıklıyorum. TRAKYA Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh ve Sinir Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Erdal Vardar, tüketimi gün geçtikçe artan enerji içeceklerinin gereksiz olduğunu söyledi. ;Prof.Dr. Vardar, &#8220;İçinde kafein, amino asit ve uyarıcı maddeler bulunan enerji içecekleri, vücutta sıvı kaybına ve metabolik dengesizliklere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar enerji içeceği sağlıklı değil lütfen kullanmayalım. Neden mi ? buyrun açıklıyorum.  <span id="more-36711"></span><div class="more"></div></p>
<p><strong>TRAKYA Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh ve Sinir Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr.</strong> Erdal Vardar, tüketimi gün geçtikçe artan enerji içeceklerinin gereksiz olduğunu söyledi. ;Prof.Dr. Vardar, &#8220;İçinde kafein, amino asit ve uyarıcı maddeler bulunan enerji içecekleri, vücutta sıvı kaybına ve metabolik dengesizliklere neden olur. Gençler enerjiyi portakal suyundan alsın&#8221; dedi.</p>
<p>Edirne Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Erdal Vardar, alkol ve madde bağımlığının tekrarlamalarla seyreden kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Sigara ve kafein içeren içeceklerin de uyuşturucu grubunda yer aldığını belirten Prof.Dr. Vardar, aynı maddenin farklı kişilerde değişik ;etki ;gösterebileceğini ifade etti. Uyuşturucu madde kullanmaya başlayan bir kişinin deneme sayısının artmasıyla bağımlı hale geldiğini bildiren Prof.Dr. Erdal ;Vardar, &#8220;Kullandığı madde kişiyi sıkıntı verecek şekilde etkilemeye başlıyor ve yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor. Kişi bu yüzden uyuşturucu kullanmak zorunda kalıyor&#8221; dedi. Uyuşturucu bağımlılarına öğüt vermenin işe yaramayacağını ifade eden Prof.Dr. Vardar, şöyle konuştu:</p>
<p><strong>&#8220;BAĞIMLILIK BİR AİLE HASTALIĞIDIR&#8221;</strong><br />
&#8220;Böyle bir durumda bağımlığının profesyonel bir yardım alması gerekir. Bağımlılara, hasta oldukları düşünülerek yaklaşılmalıdır. Ayrımcılığa tabi tutulmaları, cezalandırılmaları bu kişilerin etkin tedavi almalarını önler. Herkes bağımlı olabilir. Ailesel ilişkilerin bozuk olduğu, çocuğun önemsenmediği, ebeveynlerin uyuşturucu kullandığı bir ailede çocukların bağımlı olma riski daha yüksektir. Bağımlılık bir aile hastalığıdır. Kişi kendini sosyal olarak ifade edebilirse uyuşturucu maddelerden uzak durur.&#8221;</p>
<p>Alkol tüketiminin gençler arasında hızla arttığını, enerji içeceği tüketiminin de popüler hale geldiğini vurgulayan Prof.Dr. Vardar, &#8220;Alkol ile birlikte enerji içeceği tüketmek daha zararlı. Enerji içeceğinin içerisinde kafein, amino asit ve uyarıcı maddeler var. Bu maddeler alkolle birleşince daha etkili hale geliyor. Enerji içeceği vücutta su kaybına ve metabolik dengesizliklere neden olur. Reklamlarla birlikte hayatımıza giren enerji içeceklerinin denetim altına alınması gereklidir. Enerji içecekleri gereksizdir. Gençler enerji almak istiyorlarsa portakal suyundan alsınlar&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/enerji-icecegi-icmeyelim-lutfen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Böbrek Ağrılarına Son</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/bobrek-agrilarina-son/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/bobrek-agrilarina-son/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 19:27:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıkları ilaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıkları nasıl anlaşılır]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıkları nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıkları nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[böbrek hastalıkları tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek hastalıklarına karşı alınan kurallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36710</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar böbrek ağrısı mı çekiyorsunuz o halde hafife almayın lütfen böbrek ağrısı için 8 altın kuralım var. Her yıl gerçekleştirilen çeşitli organizasyonlarla toplum genelinde böbrek sağlığıyla ilgili farkındalık yaratmak amaçlanıyor. Kronik böbrek hastalığının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı giderek artan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken, Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar böbrek ağrısı mı çekiyorsunuz o halde hafife almayın lütfen böbrek ağrısı için 8 altın kuralım var.<span id="more-36710"></span><div class="more"></div></p>
<p>Her yıl gerçekleştirilen çeşitli organizasyonlarla toplum genelinde böbrek sağlığıyla ilgili farkındalık yaratmak amaçlanıyor.</p>
<p>Kronik böbrek hastalığının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı giderek artan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken, Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, konuyla ilgili olarak toplumun bilgilendirilmesinin önemine işarat ediyor.</p>
<p>Toplumda en sık görülen hastalıklar arasında yer alan diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların böbrek sorunlarının ortaya çıkmasını tetiklediğini söyleyen Doç. Dr. Atasoyu, aşırı tuz kullanımı ve sigara içmenin de böbreklere zarar verdiğine dikkat çekiyor.<br />
Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, genel sağlığımız açısından son derece önem taşıyan, böbrek sağlığını koruyabilmek için &#8220;altın kurallar&#8221; olarak belirttiği önerileri sıralıyor:</p>
<p><strong>1. Hareket edin;</strong> Düzenli olarak yürüyüş, hafif koşu, bisiklete binmek gibi egzersizler yapın ki dinç bir bedene sahip olun ve fazla kilolarınızdan da kurtulun. Böylece diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların böbreklerde yol açabileceği hasarı önleyebilir veya azaltabilirsiniz.</p>
<p><strong>2. Kan şekerinizi </strong>düzenli kontrol edin; Diyabet, kronik böbrek rahatsızlığına neden olan hastalıklar içinde ilk sırada yer alıyor. Uygun ilaç tedavisi, diyet ve egzersiz programı ile kan şekeri düzeyi ve kan basıncı normal sınırlarda tutularak, böbrekler diyabetin olumsuz etkilerinden korunabilir. Diyabet gelişimi riskine sahipseniz (kilo fazlalığı olan, az hareket eden, ailesinde diyabet bulunan vb.) yılda bir kez kan şekeri ölçümü yaptırın.</p>
<p><strong>3. Kan basıncınıza dikkat edin</strong>; Diyabetik hastalarda sadece kan şekerinin yüksek olması değil, aynı zamanda hastaların hemen hepsinde var olan tansiyon yüksekliği (hipertansiyon) de böbreklerin hasarlanmasında önemli rol oynar. Tuz kısıtlaması, fazla kilolardan kurtulma, egzersiz ve uygun ilaç tedavisi ile kan basıncı normal sınırlara gelen hastalarda hem böbrek hasarı gelişimi önlenebilir hem de varsa böbrek hastalığının ilerlemesi yavaşlatılabilir.</p>
<p><strong>4. Sağlıklı beslenin ve normal kiloda olun</strong>; Sağlıklı beslenme, kronik böbrek hastalığının ilerlemesini önleyebiliyor. Sağlıklı beslenebilmek için de en başta günlük tuz tüketiminizi azaltın. Özellikle taze yiyecekleri tercih edin, konserveleri ise sudan geçirmeden tüketmeyin.</p>
<p>5. <strong>Yeterli miktarda sıvı alın;</strong> Hekiminiz farklı bir şey önermedikçe günlük 1.5 &#8211; 2 litre su tüketimi kronik böbrek hastalığı gelişimi riskini azaltır.</p>
<p>6. <strong>Sigara içmeyin</strong>; Sigara içilmesi böbrek kan akımında azalmaya neden olur. Böbreğin kan akımı azalması sonucu yeterince süzme yapamaz ve atık maddeler vücutta birikir. Ayrıca sigara içen kişilerde böbrek kanseri gelişme riski % 50 artıyor.</p>
<p>7. <strong>Gelişigüzel ilaç kullanmayın;</strong> Dünyada reçetesiz kullanılan ilaçların çoğu ağrı kesicilerdir. Bu ilaçlar bazen kullanıldıkları doz ve süre ile ilişkili, bazen de hiçbir şekilde doza bağımlı olmaksızın böbrek hasarı oluşturabilirler.</p>
<p>8. <strong>Yılda bir kez böbrek fonksiyonlarınızı kontrol ettirin;</strong> Diyabetik, hipertansif, kilo fazlalığı olan, ailesinde böbrek hastalığı bulunan kişiler, hekime giderek yılda bir kez böbrek fonksiyonlarını kontrol ettirmeli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/bobrek-agrilarina-son/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hıçkırıklar Hastalık Habercisi</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/hickiriklar-hastalik-habercisi/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/hickiriklar-hastalik-habercisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 19:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hıçkırık]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık hasta eder mi]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık neden var]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık olursa ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık sonrasu rahatsız olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun süren Hıçkırık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36709</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili bayanlar uzun süren hıçkırıkların ciddi hastalıkların habercisi olduğunu biliyor muydunuz. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Doç. Dr. Eser Vardareli, göğüs boşluğu ile karın boşluğu arasında bulunan ve diyafram adı verilen kasın bir yarısının istem dışı kasılmasıyla hıçkırık ortaya çıktığını dile getirerek, bu kasılma sırasında ses tellerinin ani ve sert kapanmasıyla gırtlakta özel bir sesin oluşmasına yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili bayanlar uzun süren hıçkırıkların ciddi hastalıkların habercisi olduğunu biliyor muydunuz. <span id="more-36709"></span><div class="more"></div></p>
<p>Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Doç. Dr. Eser Vardareli, göğüs boşluğu ile karın boşluğu arasında bulunan ve diyafram adı verilen kasın bir yarısının istem dışı kasılmasıyla hıçkırık ortaya çıktığını dile getirerek, bu kasılma sırasında ses tellerinin ani ve sert kapanmasıyla gırtlakta özel bir sesin oluşmasına yol açtığını anlattı. Bazen kesik kesik, bazen peş peşe duyulabilen hıçkırık krizlerinin, uzun sürüp geçmemesinin stres yaratabildiğini ve hıçkırığı geçirmek için yapılanların işe yaramayabildiğini vurgulayan Vardareli, 48 saati aşan ve geçmeyen hıçkırıkların altından başlıca 5 hastalık grubunun çıkabildiğini söyledi</p>
<p><strong>&#8220;NEDENLERİ ARAŞTIRILMALI&#8221;</strong><br />
&#8220;Sindirim sistemi, metabolik hastalıklar, akciğer hastalıkları, kalp hastalıkları ve merkezi sinir sistemi hastalıkları, geçmeyen hıçkırıkların altında yatan nedenler arasında yer alabiliyor&#8221; diyen Vardareli, sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;48 saati aşan ve geçmeyen hıçkırıkların altında, akciğer ve beyin tümörü ile kalp zarında enfeksiyon oluşması, beyin damarlarında tıkanma gibi ciddi hastalıklar yer alabiliyor. Bazen reflü hastalığı gibi bir neden, bazen de nadir olarak diyafram hareketlerinin nöral kontrolünü sağlayan sinir sistemi bölümünü etkileyen tümör gelişimi hıçkırığa yol açabiliyor. Bu nedenle inatçı hıçkırıkların nedeni araştırılmalıdır.&#8221; Vardareli, geçmeyen hıçkırıkların hangi hastalıklarla ilgili olabileceğini de, şöyle sıraladı: &#8220;Gastrointestinal sistem hastalıkları; reflü, gastrit, ülser, apandisit, bağırsak tıkanıklığı, inflamatuar bağırsak hastalığı, safra kesesi iltihabı, karaciğer apseleri. Metabolik hastalıklar; şeker hastalığı, gut, serum tuz ve potasyum düzeyinde değişiklikler. Akciğer hastalıkları; akciğer enfeksiyonları, akciğer tümörü, astım, sarkoidoz hastalığı. Kalp hastalıkları; kalp krizi, kalp zarında enfeksiyon oluşması. Merkezi sinir sistemi hastalıkları; beyin damarlarında tıkanma, beyin travması, beyin tümörleri, enfeksiyonları.&#8221;</p>
<p><strong>&#8220;PSİKOLOJİK DE OLABİLİR&#8221;</strong><br />
Tüm bu hastalıkların dışında kullanılan bazı ilaçların ve psikolojik nedenlerin de hıçkırığa neden olabileceğine dikkati çeken Doç. Dr. Eser Vardareli, çok fazla miktarda ve hızlı yemek yemek, asitli ve baharatlı yiyecekler, yiyeceklerin çok soğuk veya çok sıcak yenmesi ve alkol tüketimiyle de kısa süreli hıçkırık gelişebileceğini belirtti.</p>
<p><strong>HIÇKIRIĞA KARŞI 6 YÖNTEM</strong><br />
Hıçkırıkların genellikle kısa süreli olduğunu ve bazen kendiliğinden geçtiğini ifade eden Vardareli, ancak bazı yöntemlerin de hıçkırığın geçmesini sağlayabildiğini kaydederek, hıçkırığı geçirmeye yarayan başlıca 6 yöntemi de şöyle sıraladı: &#8220;Derin nefes alıp vermek. Nefesi tutmak. Bir kağıt torba içine nefes alıp vermek. Boğazda uyarıya neden olabilecek bir küçük kaşık toz şeker yutmak. Limon suyu veya sirke yutmak. Buzlu su içmek.&#8221; Uzun süren hıçkırıklarda hastanın mutlaka bir doktora başvurmasının gerekli olduğuna değinen Vardareli, &#8220;Ayrıntılı öykü ve fiziki inceleme, bize genellikle hıçkırığın sebebi ile ilişkili önemli ip uçları veriyor. Buna göre de hastaya öncelikli olarak birtakım tetkikler yapılıyor. Tetkik sonuçları ile hastanın iç hastalıkları-gastroenteroloji, nöroloji veya ilgili hekimlerce tedavisi düzenlenerek takip ediliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/hickiriklar-hastalik-habercisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağrı Kesici Kullanırken Dikkat</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/agri-kesici-kullanirken-dikkat/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/agri-kesici-kullanirken-dikkat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 19:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici fayda etmiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici her zaman kullanılmalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici kulanılmalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici nasıl kullanılır]]></category>
		<category><![CDATA[Ağrı kesici neden kullanılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36708</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar günlük hayatta en kolay ulaşılan ağrı kesiciler pek çok insanın vazgeçilmezi ama bilinçli mi kullanıyoruz bakalım. Günlük hayatta en kolay ulaşılabilecek ilaç gruplarından olan ağrı kesiciler pek çok insanın vazgeçilmezi. Bursa Eczacılar Kooperatifi&#8217;nin yeni iştiraklerinden biri olan Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, ağrı kesici ilaçların bireysel tahminlere göre değil, doktor [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar günlük hayatta en kolay ulaşılan ağrı kesiciler pek çok insanın vazgeçilmezi ama bilinçli mi kullanıyoruz bakalım.<span id="more-36708"></span><div class="more"></div></p>
<p>Günlük hayatta en kolay ulaşılabilecek ilaç gruplarından olan ağrı kesiciler pek çok insanın vazgeçilmezi. Bursa Eczacılar Kooperatifi&#8217;nin yeni iştiraklerinden biri olan Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, ağrı kesici ilaçların bireysel tahminlere göre değil, doktor ve eczacıya danışılarak kullanılması gerektiğini vurgulayarak dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı.</p>
<p>Ağrı kesici ilaçlar bilinçsizce kullanıldığında olumsuz birçok sonuca yol açabiliyor. Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, ağrı kesicilerin bazı hastalıklar hariç tedavi edici olmaktan çok semptom gidermeye yönelik ilaçlar olduğunu vurgulayarak, bilinçli ve uygun dozda, doktor ve eczacıya danışılarak kullanılması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, ağrı kesici ilaçlarla ilgili şu bilgileri verdi: &#8220;Günlük hayatta en kolay ulaşabileceğimiz ilaç guruplarından olan ağrı kesiciler pek çok insanın vazgeçilmezi. Genel olarak, baş ağrısı, artrit, diş ağrısı ve adet sancısı gibi hafif ve orta şiddetli ağrılar ile çeşitli hastalıklar nedeniyle meydana gelen ateşi düşürmede kullanılırlar. Romatoid artrit, osteoartrit, gut gibi hastalıkların tedavisinde doktorun belirleyeceği dozda ağrı kesiciler tedavi amaçlı olarak da kullanılmaktadır.&#8221;</p>
<p>&#8220;Ağrı kesici sadece ağrıyı hissettirmiyor&#8221;</p>
<p>Ağrı kesicilerin bazı hastalıklar hariç tedavi edici olmaktan çok semptom gidermeye yönelik ilaçlar olduğunu söyleyen Kılıcel şunları ekledi: &#8220;Vücutta ağrıya sebep olabilecek herhangi bir koşul meydana geldiğinde ağrı merkezimiz harekete geçer ve ağrıya neden olan bileşikler salınır. Ağrı kesiciler de bu kimyasalların oluşumunu engelleyerek etkilerini gösterirler. Yani aslında ağrı kesici aldığımız zaman vücudumuzdaki hasarı tedavi etmiş değil sadece ağrıyı hissetmemiş oluyoruz.&#8221;</p>
<p>Ağrı kesici kullanırken dikkat edilmesi gerekenler</p>
<p>Ağrı kesicilerin bilinçli ve uygun dozda kullanıldıklarında güvenli olarak kabul edildiğini vurgulayan Farmasyon Eğitim ve Danışmanlık ekibinden Ecz. Ayşegül Kılıcel, morfin tipi dışındaki ağrı kesiciler için bağımlılığın söz konusu olmadığını söyledi. Ağrı kesicinin doktor ve eczacıya danışılarak kullanılması gerektiğini vurgulayan Kılıcel, dikkat edilmesi gereken noktaları işe şu şekilde listeledi.</p>
<p>&#8220;Ağrı kontrolünde 10 günden fazla ağrı kesici kullanılmamalıdır.Genel olarak günlük 4 tabletten fazla ağrı kesici kullanılmamalıdır.Sık ağrı kesici kullanımında vücutta ağrı kesiciye karşı duyarsızlaşma gelişebilir fakat bu etki kalıcı değildir.Metamizol sodyum etkin maddesini içeren ilaçlar uzun süre kullanılırsa kemik iliğini baskılayabilir.Parasetamol etkin maddesi yüksek dozda kullanılırsa karaciğer ve böbrek hasarına, müdahale edilmezse ölüme bile neden olabilir.Ateşi olan bir çocuğa kesinlikle asetilsalisilik içeren preparat verilmez. Karaciğer ve beyin hasarı ile sonuçlanan Reye Sendromu&#8217;na neden olabilir.Astım ve solunum yolu rahatsızlıkları ile gut hastalığı olan kişiler asetilsalisilik içeren preparat kullanmamalıdırlar.Ağrı kesiciler dahil tüm ilaçların kullanımında alkol kullanımından kaçınılmalıdır.Ağrı kesici etkililiği kişiden kişiye göre değişebilir.Ağrı kesiciyi tok karnına, bir bardak su ile birlikte almak mide tahribatını önlemede yardımcı olabilir.Uzun süreli bir ağrı söz konusu ise reçetesiz ağrı kesici almak yerine doktora başvurulmalıdır.</p>
<p>Bunların yanı sıra;</p>
<p>60 yaş üzerindekilerYüksek kan basıncı, kalp hastalığı veya böbrek rahatsızlığı olanlarDiüretik (idrar söktürücü) ilaç kullananlarÇoklu ilaç kullanan kişiler bireysel tercihlere göre ağrı kesici kullanmamalıdırlar, mutlaka doktora başvurmalıdırlar.&#8221;</p>
<p>Kılıcel, ağrının şiddetine göre ağrı kesici tercihinin ve dozunun bireysel tahminlere göre değil doktor ve eczacı tavsiyesiyle yapılması gerektiğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/agri-kesici-kullanirken-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kokusundan Rahatsız mısınız</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/agiz-kokusundan-rahatsiz-misiniz/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/agiz-kokusundan-rahatsiz-misiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu dişlere zararlı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu için ilaç var mı]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu ne zaman geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu neden oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusu olursa ne olur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36707</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar bu gün ki konum ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenler. ►işlerinizi iyi temizleyiniz. Dişlerin arasında kalan yemek artıkları kötü kokulu plakların oluşmasına neden olur. Florür içeren bir diş macunuyla günde en az iki kez 2 dakika boyunca dişlerinizi fırçalayın ve günde bir kez diş ipi kullanın. ►Koku üreten bakterileri temizlemek için dişlerinizin yanısıra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar bu gün ki konum ağız kokusunu gidermek için yapılması gerekenler.<span id="more-36707"></span><div class="more"></div></p>
<p>►işlerinizi iyi temizleyiniz. Dişlerin arasında kalan yemek artıkları kötü kokulu plakların oluşmasına neden olur. Florür içeren bir diş macunuyla günde en az iki kez 2 dakika boyunca dişlerinizi fırçalayın ve günde bir kez diş ipi kullanın.</p>
<p>►Koku üreten bakterileri temizlemek için dişlerinizin yanısıra dilinizi de, özellikle de arka bölümünü, fırçalayın.</p>
<p>►Daha fazla su için. Sabahları oluşan kötü ağız kokusunun sebeplerinden biri su kaybıdır. Eğer fazla su içmezseniz nefesiniz kötü kokabilir.</p>
<p>►Diş çürümelerine karşı florür içeren diş macunu ya da anti-bakteriyel içeren gargara ile ağzınızı çalkalayın.</p>
<p>►Sigara, kahve, alkol, soğan ve sarımsak gibi kokulu yiyecek ve alışkanlıklardan uzak durun.</p>
<p>►Dişlerinizi fırçalayamazsanız, şekersiz sakız çiğneyin. Böylece asidin etkisini yok eden tükürük salgınız çoğalır ve plakların yok edilmesine yardımcı olarak nefesinizi temizler. Tatlandırıcı Xylitol içeren cikletler bakteri gelişimini engellemeye yardımcı olur.</p>
<p>Eğer protez diş kullanıyorsanız, geceleri protezlerinizi çıkarın ve iyice temizleyin. ►Mümkünse, uyurken protezlerinizi su dolu bir kaba koyarak ıslak kalmasını sağlayın. Küf , mantar ve bakterilerden temizlenmesi için protezinizi periyodik olarak protez temizleyici bir sıvının içinde bırakın. Ağzınızdaki, protezin temas ettiği, her bölgeyi de fırçalamayı unutmayın.</p>
<p>►Check-up ve temizlik için düzenli olarak diş hekiminize başvurunuz.. Böylece diş eti hastalıklarınızı ve diğer dental problemlerinizi kontrol edebilirler.</p>
<p>►Ağız kokunuzu geçici olarak engellemek için gargara yapabilir veya diğer nefes temizleyicileri kullanabilirsiniz. Ancak nefesinizi temizlemek için başka bir şeyi devamlı olarak kullanmanız gerekirse, nedenleri ortaya çıkarması için öncelikle diş hekiminize başvurun.</p>
<p>► Eğer iyi diş bakımı nefes kokunuza çözüm getirmiyorsa, kötü kokunun diğer muhtemel sebeplerini değerlendirmesi için doktorunuzla irtibata geçin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/agiz-kokusundan-rahatsiz-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çoğu Kadının Derdi Olan Meme Ağrısı</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/cogu-kadinin-derdi-olan-meme-agrisi/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/cogu-kadinin-derdi-olan-meme-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:47:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması için ne yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması nasıl geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması neden olur]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması öncesi]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrıması sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Meme ağrısı için ilaç var mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Meme neden ağırır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36706</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar çoğu kadının derdi olan meme ağrılarını hafifletmek için konumu sunuyorum. Kadınların birçoğu zaman zaman meme ağrılarından şikâyet eder. Çok korkulan meme ağrılarının kanser dışında da pek çok nedeni olabilir. Genel Cerrahi UzmanıOp. Dr. Mehmet Öztürk meme ağrılarının türlerini ve bu ağrıların nasıl önlenebileceğini anlatıyor&#8230; Kadınlarda meme ağrısı, memeyle ilgili en sık görülen şikâyetlerden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar çoğu kadının derdi olan meme ağrılarını hafifletmek için konumu sunuyorum.<span id="more-36706"></span><div class="more"></div><br />
Kadınların birçoğu zaman zaman meme ağrılarından şikâyet eder. Çok korkulan meme ağrılarının kanser dışında da pek çok nedeni olabilir. Genel Cerrahi UzmanıOp. Dr. Mehmet Öztürk meme ağrılarının türlerini ve bu ağrıların<br />
nasıl önlenebileceğini anlatıyor&#8230;</p>
<p>Kadınlarda meme ağrısı, memeyle ilgili en sık görülen şikâyetlerden birisidir. Ağrı bir veya iki memede farklı derecelerde olabilir. Memede ağrı şikayetiyle hekime başvuran hastaların en büyük korkusu kanser olma ihtimalleridir. Gerçekte, meme ağrısıyla kanser arasında direkt bir ilişki yoktur. Meme kanserinin birçok bulgusu yanında, memede ağrı olanı çok azdır. Memede ağrının nedeni, memenin kendisinden kaynaklanan patolojiler olduğu gibi meme çevresindeki kas, eklem ve kemiklerde oluşan hastalıklar da olabilir.</p>
<p>Meme ağrısı ve meme hassasiyeti ne zaman kanseri düşündürür?<br />
Bir çok kanser kitlesi büyüyene dek ağrısızdır. Ancak meme ağrısının sadece tek bir yerde olması ve sebat etmesi kitlenin boyutuna bakılmaksızın meme kanseri şüphesini arttırmaktadır.</p>
<p>Meme ağrısı Tanı ve Tedavisinde neler yapılır?<br />
Ağrı, meme kanserinin ender görülen bir belirtisi olmasına karşın yapılan tıbbi değerlendirmeyle meme kanseri olmadığı belirlendikten sonra tedaviye başlanır. Bu amaçla; önce bir Genel Cerrah tarafından meme muayenesi gerekir.</p>
<p>40 yaş altı kadınlarda meme ultrasonu ve 40 yaş üzerinde mamografi ve meme ultrasonu yapılır. Risk faktörü olan (özellikle ailesinde meme kanseri hikayesi bulunan) kadınlarda veya hekim tarafından gerekli görülen durumlarda mamografi 35 yaştan sonra yapılabilir. Mastalji, adet öncesi gerginliğe bağlı ağrı fazla şiddetli değil ise genellikle tedavi gerektirmez. Methylksentilenden (kahve, çay, çikolata, kola) uzak durulmasıyla meme ağrısı ve şişkinlikte azalma görülebilmektedir. Ancak birçok kadın bu diyet değişikliğinden fayda görmediğini söylemektedir. Orta derece tuz kısıtlaması, orta derece diüretikler ve nonsteroidal ağrı kesiciler sıklıkla etkili olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/cogu-kadinin-derdi-olan-meme-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su İçmek İçin Çok Sebebimiz Var</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/su-icmek-icin-cok-sebebimiz-var/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/su-icmek-icin-cok-sebebimiz-var/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:39:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük ne kadar su tüketmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük su tüketimi nasıl olmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>
		<category><![CDATA[Su fazla içirlirse neler olur]]></category>
		<category><![CDATA[Su fazla tüketilirse ne olur]]></category>
		<category><![CDATA[Su sağlıklı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Su vitamin midir]]></category>
		<category><![CDATA[Su yararlı mı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36705</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili bayanlar su tüketimine dikkat edelim ve elimizden geldiği kadarıyla fazla tüketelim. Günlük tüketilen su miktarına göre iki kişiden biri vücudunu kurak bırakıyor, hafif dehidrasyon yaşıyor. İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, vücutta az su bulunduğu durumda, kanın yoğunlaştığına organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olduğuna dikkat çekiyor. İnsan bedeninin 2/3&#8242;ü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili bayanlar su tüketimine dikkat edelim ve elimizden geldiği kadarıyla fazla tüketelim.<span id="more-36705"></span><div class="more"></div><br />
Günlük tüketilen su miktarına göre iki kişiden biri vücudunu kurak bırakıyor, hafif dehidrasyon yaşıyor. İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, vücutta az su bulunduğu durumda, kanın yoğunlaştığına organlara çok az miktarda oksijen ve besin maddesi taşınmasına neden olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>İnsan bedeninin 2/3&#8242;ü sudan oluşurken, her insanın kendini zinde hissetmesi için günde 2.5 litre suya ihtiyacı bulunuyor.</p>
<p><strong>İşte suyun hayatımızdaki rolü:</strong><br />
Susuz kalmak, metabolzmanızı yavaşlatır.<br />
Su tüketimi azaldıça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.<br />
Yeteri su tüketimi kan basıncını dengeler<br />
Susuz kalmak yorgunluğun tetikçisidir.<br />
Vücuttaki suyun azalması konsantrasyon bozukluğunu tetikler.<br />
Bir bardak su geceyarısı açlığını geçirir.<br />
Günde 8 -10 bardak su içmek, sırt ve adele ağrılarını azaltır.<br />
Su, emziren annelerde süt üretimi artırır.</p>
<p><strong>Daha çok su içmenin yolları:</strong><br />
• Başucunuzda bir bardak su bulundurun. Uyandığınızda içerek güne başlayın.<br />
• Su sürahinize limon, salatalık, elma ekleyerek suyunuzu tatlandırın.<br />
• İş yerindeki masanızın üzerinde mutlaka bir şişe su bulundurun<br />
• Evde tv seyrederken, ütü yaparken yanınızda bir sürahi su koyun<br />
• Günde ne kadar su içtiğinizi ölçün, örneğin su içmek için hep aynı bardağı kullanın. Varsa üzerinde ölçü olan bir bardak tercih edin.<br />
• Su içmeyi kendinize hatırlatın. Örn: Saat başı alarm kurun, buzdolabınızın üzerine su içmenizi hatırlatacak notlar ekleyin.<br />
• Su içmek için susamayı beklemeyin.</p>
<p>Vücudunuzun su alımının yeterli olup olmadığını anlamanın en etkili yolu: idrara dikkat etmek. Açık renkli idrar, su ihtiyacını doğru karşıladığınızı gösterir. Eğer idrarınız koyu renkli ise, bu yeterince su almıyorsunuz anlamına gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/su-icmek-icin-cok-sebebimiz-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sarışınların dikkatinee</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/sarisinlarin-dikkatinee/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/sarisinlarin-dikkatinee/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:28:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sarışın bayanların bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Sarışın bayanların hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Sarışınlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36704</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar daha doğrusu sarışın bayanlar bugün ki konum sizler için. Baharda daha sık görülen alerjenlere karşı sarışın ve açık tenlilerin daha dikkatli olmaları gerekiyor. Burun tıkanıklığı ve akıntısı, nefes darlığı, kaşıntı, vücutta kabarma gibi semptomlara verilen ad olan alerjinin sanılanın aksine vücudun bir savunma mekanizması olduğunu belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar daha doğrusu sarışın bayanlar bugün ki konum sizler için.<span id="more-36704"></span><div class="more"></div></p>
<p>Baharda daha sık görülen alerjenlere karşı sarışın ve açık tenlilerin daha dikkatli olmaları gerekiyor.<br />
Burun tıkanıklığı ve akıntısı, nefes darlığı, kaşıntı, vücutta kabarma gibi semptomlara verilen ad olan alerjinin sanılanın aksine vücudun bir savunma mekanizması olduğunu belirten Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Haktan Ergin Bağış, &#8220;Vücudumuza yabancı bir cisim girdiği zaman vücudumuz o yabancı cismin girişini önlemeye yönelik birtakım mekanizmaları devreye sokar. Bu durumdan çoğu insanın haberi olmaz ve farkında olmadan atlatılır. Fakat bazen bu mekanizmalar normalden çok daha fazla ve alevli bir şekilde devreye girince kişiye yarardan çok zarar verir. Örneğin tozlu bir ortamda burun etleri şişerek tozun vücuda girmesini engeller. Solunum yollarına giren yabancı maddelere karşı akciğer havayollarını daraltarak daha alt bölgelere bu maddelerin ulaşmasını engeller. Alerjik hastalarda burundaki burun etleri şişerek burun tıkanıklıklarına, akciğerde ise astım denilen hastalığa neden olur&#8221; dedi.</p>
<p>Alerjinin genetik ve çevre faktörlerinin birbiri ile etkileşimi sonucu ortaya çıktığını anlatan Op. Dr. Haktan Ergin Bağış, &#8220;Alerjiye yatkınlık genellikle genetiktir. Açık ve sarı tenlilerde, Kuzey Avrupa ülkelerinde yaşayanlarda, deniz kenarı veya nemli ortamlarda bulunanlarda daha çok rastlanır. Bu alerjenler, basit toz ve polenlerden güneşe kadar etken olabilir. Bunun yanı sıra alınan gıdalar, boya ve kimyasal maddeler de azımsanmayacak derecede kişilerde alerji bulgularına neden olabilir. Bu arada alerji bulgularına ağırlıklı olarak çocuklarda rastlanır. Çocuklar için özellikle süt ve çikolata en sık iki gıda etkenidir. Alerji semptomları olan hastaların mutlaka KBB ve dermatoloji bölümlerinde muayeden geçmelerini öneriyoruz&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>TEDAVİDE TEMEL ÇÖZÜM</strong><br />
Alerjik hastalar için temel çözümün alerjiye neden olan etkenin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğunu anlatan Medical Park Tarsus Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Haktan Ergin Bağış şunları kaydetti: &#8220;Bunun için en basit yapılan test alerji deri testidir. Bu testte en sık rastlanılan maddeleri deri ile temas ettirerek alerjen maddeyi ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Fakat deri testinin olumsuz çıkması kişinin alerjik olmayacağı anlamına gelmez. Nedeninin bulunmadığı ya da nedenden uzaklaştırılan durumlarda ise bu mekanizmayı engelleyecek olan ilaçlı tedaviyle ikinci aşamaya geçiyoruz. Medikal tedavinin en az 2 ay kadar devam etmesi gerekiyor. Bu tedaviden cevap alınamayan durumlarda ise en son aşama olan cerrahi tedaviye başvuruyoruz. Burun tıkanıklığına burun etleri, kemik eğrilikleri neden olmaktadır. Hastalarımızda kemik eğriliklerini düzelterek havanın daha rahat geçmesini sağlıyoruz. Ayrıca burun etlerini radyofrekans veya redüksiyon yöntemiyle küçülterek şişmelerini engelliyoruz. Artık tıptaki bu son gelişmeler sayesinde alerji ülkemizde sorun olmaktan çıkmaya başlamıştır. Ancak yine de hastaların ilk önce hayat standartlarını mutlak surette değiştirmelerini, tozlu, kapalı, nemli ve sigaralı ortamlardan uzak durmalarını öneriyoruz.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/sarisinlarin-dikkatinee/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlara En Çok Uğrayan Hastalıklar</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/saglik/kadinlara-en-cok-ugrayan-hastaliklar/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/saglik/kadinlara-en-cok-ugrayan-hastaliklar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadınca]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ve hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınları en çok etkileyen hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36703</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar geçirdiğimiz hastalıklara bakar mısınız? Hastalıkların neden olduğu belli belirsiz semptomlar yüzünden her yıl binlerce hastaya yanlış teşhis konuluyor. Kadınlarda en sık rastlanan ve kafa karıştıran hastalıkları Beyoğlu Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meral Kayahan şöyle sıralıyor; HORMON DENGESİZLİĞİ Hormonal dengenin bozulması hormon bozukluklarına neden olur. Düzenleyici organlardaki (hipotalamus ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar geçirdiğimiz hastalıklara bakar mısınız?<span id="more-36703"></span><div class="more"></div><br />
Hastalıkların neden olduğu belli belirsiz semptomlar yüzünden her yıl binlerce hastaya yanlış teşhis konuluyor.<br />
Kadınlarda en sık rastlanan ve kafa karıştıran hastalıkları Beyoğlu Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meral Kayahan şöyle sıralıyor;</p>
<p><strong>HORMON DENGESİZLİĞİ</strong><br />
Hormonal dengenin bozulması hormon bozukluklarına neden olur. Düzenleyici organlardaki (hipotalamus ve hipofiz) bozukluk diğer salgı bezlerini etkiler ve çeşitli şikayetlere sebep olur. Dahiliye polikliniklerine obezite veya kilo artışı ile başvuran hastaların çoğunda hormonal dengesizlik saptamaktayız.En sıklıkla görülen hastalıklardan birisi polikistik over sendromudur. Polikistik over rahatsızlığı adet düzensizliği, kıllanma, kilo artışı ve infertiliteye neden olur.Diğer bir hastalık grubu ise Troid bezi hastalıklarıdır. Troid hormonlarının (T3 ve T4) az salgılanması hipotiroidiye neden olur ve metabolizmanın yavaşlaması ile halsizlik, yorgunluk, el ve ayaklarda şişme, unutkanlık ve en önemlisi kilo artışı belirir.Yine pankreas bezinden aşırı insülin hormonu salgılanması ile kendini gösteren insülin direnci, kan şekerinde düşmeler yaparak kilo alımına katkıda bulunmaktadır.</p>
<p><strong>OTOİMMÜN HASTALIKLARI</strong><br />
Bağışıklık (immün) sistemi vücudun mikroplara ve başka “yabancı” maddelere karşı korunma sistemidir.Normal olarak immün sistem (bağışıklık sistemi) kendinden olan ve olmayanı ayırt edebilmekte ve yabancı olarak algıladığı dokulara saldırmaktadır. Otoimmün bozukluklar, vücudun kendi dokularına karşı uygun olmayan bağışıklık yanıtı oluşturmasına neden olan hastalıklardır.Otoimmün hastalıklar geniş bir spektrumda yer alır. Kadınlarda en sık görülen ve polikliniğe en çok müracat sebebi olan hastalıklardan birisi Hashimato troiditir.Hashimato troiditi en sık görülen troidit formudur. Bu hastalık en çok 40 yaş üstü kadınlarda görülmektedir. Hastalık başlangıcında belirti vermese de, birkaç yıl sonra aşırı halsizlik, isteksizlik, uykuya mayil, kilo artışı, saç dökülmesi ve cilt’de kuruma, kabızlık, adet düzensizliği ve unutkanlık başlar. Dikkatle muayene edilmezse depresyon tanısı ile gözden kaçabilir.Diğer önemli hastalık Polymyalgia Rheumatica’dır. Fibromiyalji veya halk arasında adale romatizması olarak bilinir.Boyunda, omuz kaslarında ve pelviste ağrı ve güçsüzlüğe, sabah tutukluğuna neden olan bir hastalıktır.Özellikle kadınlar olmak üzere 50 yaşın üstündeki insanlarda daha sık görülür.Diğer önemli bir hastalık olan Lupus; deri, eklemler, kan hücreleri, böbrek, kalp ve akciğerleri olumsuz etkileyebilen kronik iltihaplı bir hastalıktır.Kadınlarda erkeklere göre 10 kat daha sık rastlanmaktadır. Polikliniğe en sık başvuru sebebi kas ve eklem ağrıları, yorgunluk hissi, saç dökülmesi, ateş ve yüzde kelebek tarzı döküntü gibi şikayetlerdir.</p>
<p><strong>KALP HASTALIKLARI</strong><br />
Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler gelişmiş ülkelerde tüm ölümlerin yarısını oluşturmaktadır. Kalp hastalıklarının %75’i aterosclerotik koroner arter hastalıklarıdır. Erkeklerde kadınlardan 4 kat daha fazla görülmektedir. Menapoz sonrası kadınlarda risk artmaktadır. Erkeklerde 50-60 yaşlarında, kadınlarda ise 60-70 yaşlarında daha sık rastlanır.Koroner arter hastalıklarında belirti çoğu kez göğüs ağrısıdır. Ancak bazen göğüs ağrısı olmaya bilir. Bazen de yalnızca boyun, çene, kulak, kol veya mide bölgesinde ağrı olabilir. Nefes darlığı, halsizlik, bulantı, kusma ile terleme diğer belirtileridir.Bu spesifik olmayan belirtiler dikkatli muayene edilmez ve ön yargılı yaklaşılırsa, anksiyete bozukluğu, depresyon ve hazım sistemi bozukluğu gibi teşhisler ile gözden kaçabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/saglik/kadinlara-en-cok-ugrayan-hastaliklar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Sağlık İçin Hijyeni İhmal Etmeyin</title>
		<link>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/cinsel-saglik-icin-hijyeni-ihmal-etmeyin/</link>
		<comments>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/cinsel-saglik-icin-hijyeni-ihmal-etmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Mar 2012 18:12:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel sağlık için genital hijyen]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel sağlık nasıl olur]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel sağlık zorunlu mu]]></category>
		<category><![CDATA[Cinselliğe girdikten sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik hakkında genel bilgiler]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik öncesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bayanlar.biz/?p=36702</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba bayanlar cinsel sağlık hakkında genel bilgiler. Günümüzde pek çok kadının ortak sorunu; vajinal akıntılar, idrar yolları rahatsızlıkları ve cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrılardır. Bu rahatsızlıkların önlenmesinde ise genital bölgenin temizliği en önemli etkenlerden birisidir. Vajinal hastalıklar arasında en sık görülen vajinal akıntılar ve enfeksiyonlar kadın sağlığını tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Vajinal hastalıkların başlıca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba bayanlar cinsel sağlık hakkında genel bilgiler.<span id="more-36702"></span><div class="more"></div><br />
Günümüzde pek çok kadının ortak sorunu; vajinal akıntılar, idrar yolları rahatsızlıkları ve cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrılardır.<br />
Bu rahatsızlıkların önlenmesinde ise genital bölgenin temizliği en önemli etkenlerden birisidir. Vajinal hastalıklar arasında en sık görülen vajinal akıntılar ve enfeksiyonlar kadın sağlığını tehdit eden hastalıkların başında geliyor. Vajinal hastalıkların başlıca sebeplerinden birisi ise cinsel bölge temizliğinin hijyenik bir şekilde yapılmaması&#8230;</p>
<p>Acısız ve konforlu bir seks için temizliği önemseyin<br />
Cinsel olarak aktif pek çok kadın hayatının bazı dönemlerinde tahriş, acı, yanma, rahatsız edici koku veya akıntı, cinsel ilişki sırasında veya sonrasında duyarlılık, tahriş olmuş vajina dudağı ve kaşıntı problemi ile karşılaşmaktadır. Cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyen bu problemler kaşıntı, yanma ve tahriş, sıkı giysiler, nemli pedler veya hijyenik bandajlar sebebiyle çoğunlukla kötüleşir ve vajinal enfeksiyonlar kaçınılmaz olur. Cinsel ilişki ve tuvaletten sonra bilinçsiz yapılan temizlik, genital bölgede enfeksiyonlara zemin hazırlar. Normal şartlarda vajina, hastalıklara karşı kendi savunma mekanizmasını sağlayan bir floraya sahiptir. Genital bölge temizliği sağlanmadığı takdirde, genital pH düzeyi bozulur, fırsatçı enfeksiyonları oluşabilir hatta kısırlık bile söz konusu olabilir.</p>
<p>Cinsel bölge temizliğini bilmiyoruz<br />
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aykut Coşkun konu ile ilgili olarak: “Cinsel bölge temizliği aslında çok basit bir uygulamadır. Yapılan en önemli hata ise pH&#8217;ı yüksek olan el sabunu, vücut şampuanları, antibakteriyel sabunlar gibi temizlik ürünleri ile yapılan sık ve yoğun temizliktir. Bu şekilde dost bakteriler olarak bilinen ve asit bir ortam sağlayarak, vajina florasını oluşturan lactobasilleri yok ederek, fırsatçı enfeksiyonlara olanak sağlarız. Adet döneminde kullanılan koku giderici tıbbi formasyonu olmayan ürünler ise gerek pH&#8217;ı bozarak, gerekse içerdikleri kimyasallardan dolayı istenmeyen enfeksiyonlara, tahrişe ve acıya sebep olurlar. Flora bozukluğu sonrası genital mantar, bakteriyal vaginozis, koli basili, mobilinkus ve yumuşak şankr gibi enfeksiyon ajanları istenmeyen akıntı ve tahrişe sebep olurlar. Bu nedenle direnci düşen vajina cinsel ilişkiyle bulaşan genital siğil, trikomoniyazis,genital herpes, sifiliz, molluscum, yumuşak şankr gibi birçok hastalığa daha duyarlı hale gelir.”dedi.</p>
<p>Op. Dr. Aykut Coşkun yanlış temizlik sonucu ortaya çıkan hastalıkları şu şekilde sıraladı;</p>
<p>- Genital mantar: Kokusuz, kesik süt şeklinde beyazımsı akıntı, yanma ve kaşıntı ile kendini gösterir.Stres, aşırı kilo, aşırı temizlik ve diabet gibi metabolik hastalıklar temelde yatar. &#8211; Bakterial vaginozis: Şeffaftan gri renge kadar çok akışkan, kokulu ve yanma hissi yaratan akıntı ile ortaya çıkar. Çoğunlukla korunmasız ilişkiden sonra, stresli bir dönemin ardından ortaya çıkabilir.<br />
- Mobilinkus: Güncel bir bakteri olup, mantar ile bakterial vaginozis arası bir mikroorganizmadır. İkisinin ortak şikayet ve belirtilerini içerir.<br />
- Koli basili: Aslında barsak bakterisidir. Çoğunlukla kontakt ile bulaşıp idrarda yanma, sık idrara çıkma şikayetleri ile sistite, acı ve akıntı ile vajinal enfeksiyona sebep olur.<br />
- Genital herpes: Vajinal uçuk virüsü olup, vajina dudağı ve vajinada sulu, kızarık, aşırı yanma yaratan lezyonlar ile ortaya çıkar. İlk olarak cinsel ilişkiyle bulaşır. Direnç düşüklüğü ve vajinal hijyen bozukluğuyla tekrarlar.<br />
- Genital siğil: Cinsel ilişki, kirli ortamlar ve çamaşırlarla temas sonrası çıkan ciltten kabarık üzeri kraterimsi lezyonlar olup, direnç düşüklüğü ve yanlış vajina temizliği sonrası tekrarlayabilir. &#8211; Molluskum: Ciltten kabarık incimsi lezyonlar olup, cinsel ilişki ve hijyen bozukluğu sonrası ortaya çıkar.<br />
- Yumuşak şankr ve sifiliz: Vajina dudağında değişik görüntü ve boyutta lezyonlar oluşturan ağrılı lezyonlardır. Hijyen bozukluğu ve yanlış vajinal temizlik nüksleri artırmaktadır. Bunların haricinde çok değişik semptomlarla seyreden vajinit ve vulvit etkenleri mevcuttur.</p>
<p>Genital hijyeni sağlamak için öneriler&#8230;<br />
Coşkun: “pH&#8217;ı yüksek klasik temizlik maddeleri ve tıbbi olmayan kozmetik ürünler yerine, vajinal pH&#8217;a uygun kişisel hijyenik ürünler kullanılmalıdır. Genel tuvaletlerde kullandığımız klozet içi su ve mevcut tuvalet kağıtları temizlikten öte tam bir besi yeridir. Dolayısı ile ortak kullanım yerlerinde kişisel temizlik ürünleri kullanılmalıdır. Sık temizlik ve özellikle vajina içi duşdan florayı etkilediğinden dolayı kaçınılmalıdır.” dedi. Korunmasız ilişki sonrası oluşan basit akıntı ve sonrasında oluşacak rahatsızlıkları önlemek için kullanılabilecek özel hijyenik ürünlerin mevcut olduğunu ifade eden Coşkun, genel hijyen kurallarına uyarak ve bu ürünleri kullanarak hastalıkların önlenebileceğini belirtti.</p>
<p>Adet döneminde cinsel ilişkiden kaçının.<br />
Coşkun, adet döneminin vajina direncinin en düşük olduğu dönem olduğunu ve bu nedenle cinsel ilişkiden kaçınılması gerektiğini, böylece üst genital sistem enfeksiyonlarının önlenebildiğine dikkat çekti ve şu önerilerde bulundu: “Adet döneminde kullanılan tampon ve hijyenik pedlerin sık değiştirilerek, vajinanın olabildiğince kuru kalması sağlanmalıdır. Kullanılan bu ürünlerin oluşturabileceği tahriş ve yanmaları önlemek amaçlı kullanılabilecek tıbbi hijyenik jel ve kremlerle rahatlama sağlanabilir.”</p>
<p>Hamilelik döneminde enfeksiyonlara dikkat Coşkun&#8217;un verdiği bilgilere göre, hamilelik döneminde immün sistem baskılanarak, enfeksiyonlara daha açık hale geliyor. Özellikle 28. gebelik haftasından sonraki cinsel ilişki ve yanlış hijyenik bakım erken mebran rüptürüne neden olarak, erken doğum riski yaratabilir. Hijyen kurallarına dikkat edilmediği takdirde, doğum sonrasında annede ve bebekte sepsise sebep olabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bayanlar.biz/cinsellik/cinsel-saglik-icin-hijyeni-ihmal-etmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

