Ailenize Yeni Biri Mi Katılıyor Ve Hazır Mısınız?
Günümüzde artık birçok kadın ister evli ister bekar olsun ister ciddi bir ilişkisi ister sıradan bir ilişkisi olsun anne olma isteğini ileri yaşlara erteliyor.
Bunun kaynağında duygusal veya kişisel bazı özel durumlar da olabilir, çalışan kadınların kariyerlerinde ilerlemek istemesi de insanlığın başlangıcından itibaren kadın ile erkeğin rolleri hep tartışma konusu olmuştur. Kadın ile erkeğin bir arada yaşamaya başlamasıyla aile kurumu oluşmuş ve rol dağılımları yapılmıştır. ilk çağlarda bu roller ihtiyaçların karşılanmasına yonelik olarak doğal yollarla dağılırken ekonomik sistemlerin değişmesiyle beraber rollerin dağılımında cinsiyet ayrımcılığı gözlenmiştir. Erkek dışarıda çalışarak eve para ve yiyecek getirmekle görevlendirilirken kadın içeride çocukların bakımından ve ev işlerinden sorumlu kişi haline getirilmiştirGünümüzde artık bu kavramların içerikleri değişmiştir ve kadın ile erkeğin eşitliği sağlanmaya çalışılmaktadır. Kadın da en az erkek kadar çalışarak para kazanmaya girişmiş ve bu alanda başarılı olduğunu kanıtlamıştır. Böylelikle çocuk bakmak ve ev işleriyle ilgilenmek sadece kadının görevi olmaktan çıkmış ortaklaşa görev dağılımına gidilmiştir. Dolayısıyla bugün çalışan kadının dünyaya bir çocuk dünyaya getirmeye kendini hazır hissetmesi de bazı koşullara bağlı olarak gerçekleşmeye başlamıştır .Tüm bu nedenlerden dolayı günümüzde anne olma yaşı giderek yükselmekte ve kadınlar özel ve iş yaşamlarını kendi istekleri doğrultusunda biçimlendirerek ev yaşamlanyla paralel götürmeye çalışmaktadır
Bazı kadınlar ilk çocuğunu 35 yaşın altındayken doğurmaya ve sonrasında ikinci veya üçüncü çocuklarını daha geç yapmaya karar veriyor. Ya da 30′lu yaşlarını yaşayan dul kalmış veya boşanmış bir kadın tekrar evlenerek veya yeni bir ilişkiye başlayarak yeni eşinden bir çocuk dünyaya getirmeye karar verebiliyor. İleri yaş hamileliği yaşayan bir kadının buna karar verme nedeni geniş bir aile ye sahip olmak istemesi olabilir ve 40 yaşına kadar birden fazla çocuk yapmayı isleyebilir ileri yaş hamileliğinin birçok nedeni olabilir. Genci de temel nedenler ortak bir paydada buluşuyor ama tabii bireysel nedenler kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor.
doğum
Ortalama anne olma yaşı eskiden 25′i geçmezken artık bu ortalama dünyanın bir çok yerinde 30 u buluyor. Türkiye de bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılmadığı için 2000 yılında ABD de yapılan bir araştırmadan örnek vermek istiyoruz bir yıl içinde 550 bine yakın kadın ilk çocuğunu 35 yaşında dünyaya getirdi. Türkiyede ise ortalama anne olma yaşı halen 30 un altındadır. Yine de Türkiye İstatistik Kurumunun 2006 verilerine göre 25 29 yaşlarında evlenenlerin sayısı giderek artıyor ve bu kesimin oranı kadınlarda % 7 7 yi buluyor. 30 – 34 yaşlarında evlenen kadınlar % 1 3 gibi gelişmiş ülkelere kıyasla daba düşük bir oran sergilerken yine de denilebilir ki bu veriler 30 yaşından sonra çocuk sahibi olan kadınların sayısının ülkemizde de giderek arttığının önemli ipuçlarını veriyor
Şunu bilmek gerekir ki 30′lu 40′lı yaşlardaki bir kadında yüksek tansiyon ve belik diyabeti gibi sağlık sorunları Down sendromu gibi bebeği ilgilendiren kromozom anormallikleriyle ilgili sorunlar daha sık görülebilir. Düşük ve erken doğum oranı artar. Gebelikte ağrıya ya da kanamalara neden olabilen rahim iyi huylu myomlara daha sık rastlanır. Gebelik esnasında yaşam kalitesini düşüren basur yani hemoroidler ve kas ağrıları daha kolay ortaya çıkar.
Tıp dünyası ileri yaş gebeliği sınıflaması yaparken özellikle 35 yaşı bir referans yaş olarak almıştır. Bunun nedenlennden biri de 35 yaşından sonra daha yüksek oranda görülen kromozom anormallikleri ve bunların tanısında altın standart olarak kullanılan ammyosenuz test ile hekimlerin yüksek riskli gebeleri daha iyi tanımlayabılmesı ve seçebilmesi olmuştur. Başlangıçta amnıyosenlez testi için %0 5 oranında düşük riski verilirken Down sendromunun ortaya çıkma olasılığının % 05 olduğu yaş da 35 olarak saptanmıştı. Down sendromuna rastlanma olasılığı ile amnıyosenteze bağlı düşük olasılığının eşitlendiği 35 yaş tıp camiasında belirleyici olmuştur. Riskli gebelikler takip edilir farklı testler uygulanırken özellikle bu yaşın üstündeki gebelerde yaklaşım biraz daha farklılık göstermektedir. Bu yaş grubunda daha sık görülmekte olan genetik ve kromozonıal anormalliklerin ekarte edilmesi için her geçen gün yeni testler ve yöntemler çıkmakta ve bunlar hızlıca gündelik kullanıma girmektedir.
Size hekiminiz tarafından amniyosentez testi yapılması önerilmişse endişe etmeyin hemen belirtelim bu testin düşükle sonlanma oranı son yıllarda belirgin olarak düştü (% 0 3) Bunun en önemli nedenleri bu gibi gelişimsel işlemlerin perinatolog diye adlandırılan deneyimli ve eğitimli kadın doğum uzmanları tarafından yapılması ve başta ultrasonografı cihazı olmak üzere görüntülemeye ait tüm teknik ekipmanın gun geçtikçe daha modern hale gelmesidir. Ote yandan bilinmesi gereken dıger onemli bir nokta da Down sendromlu bebeklerin üçte ikisine 35 yaşın altındaki gebelerde rastlanıyor olmasıdır.
İleri yaş hamileliği yaşayan anne adayları hamileliğin başından son anına kadar özenle gelişmeleri izlemeli ve bilgi sahibi olarak kendilerini doğuma hazırlamalıdır. Bunu aynı zamanda henüz hamile olmayan ama bebek dıünyaya getirmeyi planlayan ve düşünmeye başlayan anne adayları için de söylüyoruz. Hatta hamileliğı planlamaya başladığınız andan itibaren kontrollerinizi zamanında yaptırır ve kendinizi hazır hissettiğiniz zaman hamile kalırsanız bu süreç daha da kolay vaşanır
Eğer ileri yaş hamileliğini çalışarak getirecekseniz bunu da önceden planlamanızda ve doktorunuza dınışmanızda yarar var. İs yaşamınızın niteliğinin vucu dunuzun vc sağlık durumunuzun buna ne olçüde izin verdiğinin önemi bu nok tada ortaya çıkıyor. Çalışan annelerin hareketli ve stresli bir iş yaşamları varsa bebeğin gelişimin iyi takıp edilmesinin önemi iyice artıyor.
İster çalışıyor olun ister hamileliğinizi evde geçirin Her ne şekilde olursa olsun bizce onemli olan başından sonuna kadar bu sureci sağlıklı geçirmek için elinizden geleni yapmanız ve sağlıklı bir bebek dünyaya getirmeniz. Bunun için de kontrollerinizi yaptırmak ve doktorunuzun önerilerim yerine getirmek üzere kollarınızı sıvamaya hazır olun diyoruz.
30′lu, 40′lı yaşlarını yaşayan bir erkeğin babalık deneyimine yaklaşımı, endişelerle dolu olabilir. Hamileliği eşiyle birlikte planlamış, bundan mutluluk duyan, olumlu düşüncelerle dolu bir babanın bile endişe duyması çok normaldir. Aynı zamanda çocuk sahibi olmanın ve çocuğuyla oyunlar oynayıp, ona yeni bir şeyler öğretip birlikte zaman geçirecek olmanın inanılmaz mutluluğunu da şimdiden içinde taşıyordur. Genç olmayan bir babanın oturmuş bir işinin ve kariyerinin olacağını düşünürsek, çocuğuna dolu dolu zaman ayırabileceğini ve onunla yeterince zaman geçirme fırsatlarının olacağım söyleyebiliriz. Dolayısıyla orta yaşlarında baba olmanın avantajları da vardır. Hamilelik ve sonrasında bebeğin büyümesiyle ilgili endişelerini içine atan bir babanın, bunları paylaşmaya ve kendi ailesinden destek almaya ihtiyacı vardır. Paylaşmak, her iki taraf için de vazgeçilmez bir unsurdur.
Aileye iki kişinin gelirleri giriyor olsa bile, erkekler genelde kendilerim ailenin geçiminden sorumlu hisseder. Aileye bir bebeğin gelecek olmasını, fınansal bir bakışla değerlendirebilir ve annenin çalışmaması durumunda gelir kaynaklarının teke düşeceğinden endişelenirler. Bu endişe, annenin suçluluk duymasına neden olabilir, dolayısıyla baba, eğer böyle bir şey varsa kesinlikle ona hıssettırmemelidir. Ebeveynliğin nasıl olacağı, işbölümünün nasıl yapılacağı açık ve samimi duygularla anne ile baba arasında konuşulursa her ıkı taraf da rahat edecektir.
Genç olmayan baba, tıpkı genç olmayan anne gibi, her an “alarmda” olmak için kendini yetersiz ve yaşlı hissedebilir. Uykuları sık sık bölünebilir ve inişli çıkışlı duygularla mücadele etmek durumunda kalabilir. Bebeğin bakımıyla eş zamanlı olarak günlük işler de devam edeceğinden, bir işbölümü yapmakta yarar vardır. Merak etmeyin ve hiç paniğe kapılmayın Aranızda bir işbölümü yaparak veya ailenizdeki öteki sevdiklerinizden veya bir bakıcıdan destek alarak kendinize planlı ve programlı bir düzen kurabilirsiniz. Çoğu erkek ailelerine katılacak olan yeni bebeğin, eşleriyle aralarındaki cinsel ilişkiyi olumsuz etkileyebileceğinden kaygılanır. Aslında bu yerinde bir endişedir çünkü gerçekten de böyle olması normaldir. Düşük erken doğum ve zarların yırtılması gibi durumlar yoksa fiziki olarak bebeğin zarar görmesi olanak dışıdır; ama eğer anne adayı ruhsal olarak kendini rahat hissetmeyecekse, sevgili baba adayları eşinizi zorlamayın ve anlayışlı olmaya çalışarak kendi aranızda bu konuyu görüşün ve anlaşın.
Bu konunun açık şekilde konuşulması baba adayının endişesini tamamen yok etmez ama en azından kendini yiyip bitirmesini engeller. Eğer erkekler bu endişelerini dile getirmek istemezlerse, anne adaylarının bu konuyu gündeme getirmesini öneriyoruz çünkü genelde hemen hemen tüm erkeklerin böyle bir endişe taşıdıkları bilinir. Bebeğinizin dünyadaki ilk yılı için ilişkinizi diri tutan ve her iki taraf için de kabul edilebilir olan bir plan yapabilirsiniz. Örneğin bu tarz bir ilişki her zaman cinsel birleşmeyle sonlanmayabılir ama en azından içten bir şekilde her iki taraf da birbirini anlamış ve çözüm üretmiş olur.
Bu noktada annelere önerebileceğimiz şey eşinizin sizin için halen önemli olduğunu gösteren anlamlı jestler yapmanız ve ona bir şekilde sevginizi göstermeniz olacaktır. ilk başlarda zamanınızın çoğunu bebeğinizle ilgilenerek geçireceksiniz.
Eskiden hamilelik sureci ve bir bebek dünyaya getirecek olmanın heyecanı, yalnızca kadınları ilgilendiren bir durum olarak algılanırdı. Oysa artık günümüzde babalar da süreci başından itibaren izliyor ve en son ana kadar hatta doğum sırasında bile eşlerinin yanında oluyor.
Hamileliğin başından 7 ay sonuna kadar ayda bir kez daha sonra 2 haftada bir son ayda ise haftada bir kez yapılan olağan doğum kontrollerini baba adaylarının da esleriyle beraber gelmesi önerilmektedir. Böylece anneyle baba canlarının bir parçası olan bebeklerine baştan sona kadar sahip çıkmış olacaktır. Eğer babanın yoğun bir iş yaşamı varsa veya başka nedenlerle kontrollere gelemiyorsa en azından ilk kalp atışının duyulduğu belirli onem taşıyan testlerin yapıldığı, cinsiyetin belirlendiği, ilk ultrason görüntülerinin izlendiği önemli anlarda eşinin yanında olmaya çalışmalıdır. Hamilelik ve doğum kurslarına ise birlikte belirledikleri bir zaman aralığında beraber katılmaları çok önemlidir. Böylece bebeğin sadece anne tarafından değil anne ve baba tarafından büyütüleceği ve sorumluluğun paylaşılması gerektiği bir kez daha vurgulanmış olur. Baba da hamilelik ve doğum surecinin heyecanına böylelikle katılır.
Elbette söylememize gerek yok, bir bebeğin geleceğine ilişkin haber ilk alındığında, anne adayı tütün ve alkol kullanıyorsa mutlaka bırakmalıdır. Bu durumda, baba adayı da, benzer alışkanlıkları varsa, en azından anneye manen destek olmak açısından bu bunları bir kez daba gözden geçirmelidir. Hamilelik sureci ve bebeğin dünyaya gelmesinden sonra yaşanacaklar hakkında baba da en azın dan anne kadar okumalı ve bilgi sahibi olmalıdır. Annenin bedeninde değişiklilkler oldukça ona destek olmalı, bebek büyüdükçe onun hareketlerini elleriyle hissederek annenin heyecanını paylaşmalıdır. Bebeğin, anne rahmindeki son haftalarında annesinin sesinden sonra en iyi babasının sesini duyduğunu ve artık onun sesini de tanıdığını bu arada hemen belirtelim.
Babaların eşlerine sunmaları gereken bir başka destek de, annede ruhsal değişimler meydana gelirken ona yardımcı olmak, anlayışlı olmak ve sevgiyle yaklaşmaktır. Bazı şakaları veya sizin için önemli olmayan bir cümleyi eşiniz alınganlıkla karşılayabilir, o nedenle konuşurken iki kere düşünmeli ve eşinizi kırmamaya özen göstermelisiniz. Hamilelik sırasında ve sonrasında annelerde görülebilen depresyon, babalarda da ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla bunun geçici bir durum olduğunu ve her şeyin yolunda gideceğini sık sık kendinize ve eşinize hatırlatmalısınız.
Eşinizin aşırı kilo alması durumunda, onun çirkinleştiğini ve artık kilolu bir kadın olduğunu düşünmeyin ve tabi ki bunu sakın dile getirmeyin. Doğum anında zaten 6 7 kilo gidecektir Öyle olsa bile, eşinizin bu haliyle de güzel olduğunu ve hamileliğin ona çok yakıştığını söylemeye devam edin. Eşinizdeki ruhsal değişimler kadar fiziksel değişikliklere karşı da anlayışlı olun. Ev işlerinde onun fazla yorulmasına izin vermeden sız de bir işin ucundan tutabilirsiniz Aranızda yapacağınız görev dağılımlarıyla birbirinize destek olabilir ve eşinizin yorulmasını önleyebilirsiniz.
Birlikte katılacağınız doğuma hazırlık kurslarında doğum sırasındaki sancılar ve soluk alıp verme ile ilgili olarak nasıl yardımcı olmanız gerektiğim öğrenme ye çalışın. Doğum anında normal doğum olursa neler yapmanız ve paniğe ka pılmadan nasıl bir an önce hastaneye gitmeniz gerektiğini zihninizde iyice planlayın. Doğuma girmeyi düşünüyorsanız eşinizle ve doktoruyla bunu önceden belirleyin ve kendinizi hazırlayın. Eşinize o anda maddi ve manevi nasıl destek olacağınızı ayrıntılarıyla tasarlamaya çalışın.
8 views